
MUCİZE
” MUCİZE “ Temmuz güneşinin ortalığı kasıp kavurduğu sıcak bir yaz günü daha bitmek üzereydi. Adam hızlı adımlarla Diyarbakır küçelerini arşınlıyordu. Bir an önce

” MUCİZE “ Temmuz güneşinin ortalığı kasıp kavurduğu sıcak bir yaz günü daha bitmek üzereydi. Adam hızlı adımlarla Diyarbakır küçelerini arşınlıyordu. Bir an önce

Huma Hatun Kastamonu’dan yazmış. Tam da zamanı dedim. Paylaşmazsam olmazdı çünkü. Amiral paşa birden yattığı yerden telaşla fırladı . Odanın loş ışığında doğruldu ve saatine

Türküm. Bunu ırkçı bir yaklaşımla söylemiyorum. Kimsenin kafatasını ölçüp, biçip, kökenlerini incelemiyorum. Padişah’a kulluk eden bir ümmet yerine, bir vatandaş, birey, ülkemin onurlu ve

Metehan’da, Alparslan’da, eski Türk hükümdarlarında, Selçuklu’da, Osmanlı’da bile olmayan sınırsız bir yetki! Diplomasız ama her şeyi, her şeyi ve her şeyin kuşkusuz en iyisini bilen,

Çok özel, çok güzel bir insandı. Yerel ezgilere, tarihe ve özellikle antikalara çok meraklıydı. Amerika’nın New York şehrinde yaptığımız “Türk Günü Yürüyüşümüz” için kendisini davet

Annem bir Cumhuriyet kadını. Yani yetişirken sadece “kimselere muhtaç olmayın, vatana ve millete hayırlı bir evlat olun” diye yetişmiş, bizleri yetiştirirken de aynı ülküler doğrultusunda

31 Aralık 1933 Sabahın erken saatlerine kadar kitap okumuştu. Uyanıp yatağında bağdaş kurup sabah kahvesini yudumlarken Başyaveri Mahmut Celalettin Üner’e “çocuk çıkacağız biraz işlerimiz var”

Gerçek özgürlüğün ne olduğunu, nasıl olacağını biliyordu. Düşmanların iki büyük şaşkınlığı vardı. Birincisi 10 sene top atışına tutsalar, tüm güçleriyle saldırsalar bu cephelerin üzerinden toz

Yakalı Toy Kuşu Nesli tükenmek üzere. 1912 yılında Kars’da, 2013’de Konya’da görülmüş. Birde 20 Ekim tarihinde Trabzon’da. Göç ederken yorgun düşmüş, diğer hayvanlara yem olmadan

“Bu memleket tarihte Türk’tü, halde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.”Ümmet’den Millet’e geçmek, kulluk yerine birey, vatandaş olmak kolay olmamıştır. Atatürk’ün Türk Tarih Kurumunu kurması,